SİMP NE DEMEK? BİRİNE GEREĞİNDEN FAZLA DEĞER VERMENİN BEDELİ

İnternette son yıllarda en çok kullanılan kelimelerden biri: simp. Genelde alaycı bir şekilde, bir erkeğin bir kadın için yaptığı "abartılı" şeyleri tarif etmek için kullanılıyor. Ama bu kelimenin altında, gerçekten konuşulması gereken bir mesele var.
Her mesaja saniyesinde cevap veren, her isteğe evet diyen, kendi planlarını sürekli iptal eden, her hesabı ödeyen ve karşılığında sadece kırıntı alan adam. Bu adamı alaya almak kolay. Ama onu anlamak ve o döngüden çıkarmak daha önemli.
Bu yazıda "simp"in ne demek olduğunu, bu davranışın neden saygı getirmediğini ve dengeyi nasıl kuracağını anlatacağım.
SİMP NE DEMEK?
Simp, internet argosunda bir kişinin onayını ya da ilgisini kazanmak için karşılık görmeden aşırı zaman, ilgi, para ve emek harcayan, bu süreçte kendi değerinden ve sınırlarından vazgeçen kişiyi anlatmak için kullanılır.
Kelime genelde erkekler için kullanılıyor ama davranış cinsiyete özgü değil. Karşılıksız bir ilişkide kendini tüketen bir kadın da aynı döngünün içindedir. Çekicilik Sanatı'nın "Fedakârlık Yalanı" bölümü tam olarak bunu anlatıyor.
Önemli olan etiket değil, davranışın kendisi. O yüzden bu yazıda kelimeyi bir hakaret olarak değil, bir örüntünün adı olarak kullanacağım.
FAZLA VERMENİN 8 İŞARETİ
- Her mesaja anında cevap vermek, onun mesajları saatler sonra gelse bile.
- Kendi planlarını sürekli iptal etmek, o bir şey istediği anda.
- Her hesabı, her hediyeyi, her planı tek başına üstlenmek.
- Onun sorunlarını çözmek için kendi hayatını askıya almak, ama kendi sorunlarında onu yanında bulamamak.
- "Hayır" diyememek, istemediğin şeylerde bile.
- Sürekli iltifat etmek, onu bir tanrıça gibi göklere çıkarmak.
- Onun ilgisi azaldığında daha fazla vermek: daha çok hediye, daha çok mesaj, daha çok çaba.
- İlişkide değil, bir beklentide yaşamak: "Bir gün değerimi anlayacak."
Bunlardan biri ya da ikisi her ilişkide görülebilir. Ama hepsi bir aradaysa ve ilişki tek taraflıysa, ortada bir denge sorunu var demektir.
NEDEN İŞE YARAMAZ?
İşte acı gerçek: Fazla vermek, karşı tarafın sana olan saygısını artırmaz, azaltır.
Vazgeçilmez Olma Sanatı'nın "Fazla Vermenin Bedeli" bölümünde bunu şöyle anlatıyorum: Kafamız düz mantıkla çalışıyor. Bir şeye ne kadar çok yatırım yaparsak, karşılığını o kadar fazla alacağımızı sanıyoruz. Ama insan psikolojisi o bakkal hesabı gibi işlemez. Piyasada bir şeyden ne kadar çok varsa, ne kadar kolay ulaşılıyorsa, değeri o kadar düşüktür.
Sen sürekli verdiğinde, karşı tarafın ilişkiye yatırım yapmasına gerek kalmaz. Seni elde tutmak için çaba harcamaz. Ve insan, uğrunda emek vermediği, bedel ödemediği şeye zamanla değer vermez.
Vazgeçilmez Olma Sanatı'ndan bir sahne: Sen cebinden, vaktinden, gururundan verdikçe, karşındaki insan senin ne kadar fedakâr biri olduğunu düşünmez. Şunu düşünür: "Nasılsa cepte. Ne yapsam gitmiyor. Neden ona ekstra çaba harcayayım?"
Bedavaya dağıtılan altının piyasa değeri olmaz.
NEDEN YAPIYORUZ?
Bu davranışın altında genelde iyi niyet vardır. Ama iyi niyetin altında da çoğu zaman bir korku.
Vazgeçilmez Olma Sanatı'nın "İyi Çocuk Masalının Sonu" bölümünde bunu anlatıyorum: Aşırı fedakârlığın altında aslında şu düşünce yatar: "Benim kendi başıma bir değerim yok. Ancak sürekli verirsem, sürekli taviz verirsem beni bırakmazlar."
Yani simp davranışı aslında bir sevgi gösterisi değil, bir kaybetme korkusu gösterisidir. Ve karşı taraf bu korkuyu hisseder.
Bu konuyu İyi çocuk sendromu yazısında ayrıntılı anlattım.
SOĞUYAN İLGİYE DAHA FAZLA VERMEK
Bu döngünün en tehlikeli anı, karşı tarafın soğumaya başladığı andır. İlgi azalır, mesajlar gecikir, planlar iptal edilir. Ve fazla veren insan bu noktada ne yapar? Daha da fazla verir.
Vazgeçilmez Olma Sanatı'nın "Köpek Gibi Çabalama Zavallılığı" bölümünde bu anı anlatıyorum: Soğuyan birini geri kazanmak için daha fazla hediye almak, daha pahalı mekânlarda hesap ödemek, daha abartılı sürprizler yapmak, paragraflarca açıklama yazmak. Ama arzu, pazarlık masasında satın alınabilecek bir duygu değildir. Sen üzerine koştukça, o daha hızlı uzaklaşır.
Bu noktada yapılması gereken tam tersi: Geri çekilmek. Kitaptaki "İlgiyi Kısmak ve Vakum Etkisi" bölümünün özü bu. Karşı taraf bir adım geri attığında, sen peşinden koşmak yerine kendi hayatına dönersin. Onun yokluğunu doldurmak için değil, kendi hayatın zaten dolu olduğu için.
DENGEYİ KURMAK: 70/30 KURALI
Vazgeçilmez Olma Sanatı'nda bu dengeyi kurmak için bir kural veriyorum: 70/30 kanunu.
Günlük enerjinin, zamanının ve eforunun en az yüzde 70'i kendine gider: işine, bedenine, hedeflerine, dostlarına. En fazla yüzde 30'u ilişkiye ayrılır.
Bu kulağa soğuk gelebilir ama mantığı şu: Kendine yatırım yapmayan, bütün gününü "Acaba akşam ne yapsak?" diye düşünerek geçiren insanın içi boşalır. Anlatacak bir hikâyesi, heyecan duyduğu bir hedefi kalmaz. Ve bu boşluk, karşı tarafa çekici gelmez.
Kendi hayatına odaklandığında ise iki şey olur: Birincisi, kendini daha değerli hissedersin. İkincisi, seninle geçirilen zaman karşı taraf için daha değerli hâle gelir. Çünkü artık o zaman sınırsız ve bedava değildir.
KARŞILIKLILIK: BEDEL ÖDETMEK DEĞİL, YATIRIMI PAYLAŞMAK
Vazgeçilmez Olma Sanatı'nın "Bedel Ödetme" bölümünde bunu anlatıyorum: Bir insanın psikolojik olarak bir şeye bağlanmasının yolu, o şey için kendi zamanını, emeğini ve eforunu harcamasıdır.
Bu, karşı tarafı zorlamak ya da oyun oynamak demek değil. Sadece her şeyi tek başına üstlenmeyi bırakmak demek:
- Her seferinde arayan sen olma. Onun da aramasına alan bırak.
- Her planı sen yapma. "Bu hafta sonu sen bir şey planla" demekten çekinme.
- Hesapları zaman zaman paylaş. "Bugün kahveler senden" demek cimrilik değil, ortaklıktır.
- Onun sorunlarını çözmeye koşmadan önce, senin sorunlarında yanında olup olmadığına bak.
Eğer bunları yaptığında karşı taraf soğuyorsa, ilişkiye hiçbir yatırım yapmak istemiyorsa, aldığın cevap nettir.
BİR İLİŞKİNİN İKİ VERSİYONU
İki ay önce tanıştınız. Hoşlanıyorsun.
Birinci versiyonda her sabah ilk mesajı sen atıyorsun. O saatler sonra kısa bir cevap veriyor. Hafta sonu planlarını sen yapıyorsun, her hesabı sen ödüyorsun. Arkadaşlarınla maç planın vardı, o "Bu akşam canım sıkılıyor" deyince iptal ettin. Doğum gününde pahalı bir hediye aldın, onun doğum gününde bir mesaj geldi. Bir gün soğuduğunu hissediyorsun ve daha çok çabalamaya başlıyorsun: daha çok mesaj, daha çok sürpriz. Üçüncü ayın sonunda "Seni bir arkadaş gibi görüyorum" mesajı geliyor.
İkinci versiyonda ilgini gösteriyorsun ama kendi hayatını bırakmıyorsun. Bazen ilk mesajı sen atıyorsun, bazen o. Hafta sonu bir plan yapıyorsun, bir sonrakini o yapıyor. Arkadaşlarınla maç akşamında "Bu akşam maç var, yarın akşam görüşelim" diyorsun. Bir gün soğuduğunu hissettiğinde peşinden koşmuyorsun; kendi programına devam ediyorsun ve onun bir adım atmasını bekliyorsun.
İkinci versiyon soğuk ya da oyun değil. Sadece dengeli. Ve dengeli bir ilişkide, iki insan da ilişkiye bir şeyler koyduğu için iki taraf da onu kaybetmekten korkar.
KADINLAR İÇİN AYNI TUZAK
Bu yazıyı okuyan kadınlar da kendini tanıyabilir. Çekicilik Sanatı'nda kadınlara anlattığım "Fedakârlık Yalanı" bu döngünün kadın tarafındaki hâlidir: Onu kaybetmemek için terapisti olmak, parası bittiğinde destekçisi olmak, hayatı karıştığında asistanı gibi koşturmak. Ve içinden hep aynı cümleyi tekrarlamak: "Bu kadar fedakârlık yaparsam günün birinde değerimi anlayacak."
Kitaptaki cevap aynı: Fedakârlık yaparak, sürekli vererek bir insanın arzusunu satın alamazsın.
BUGÜN YAP
Bir kâğıda son bir ayda ilişkiye ne verdiğini yaz: zaman, para, çaba, kendi planlarından vazgeçtiğin anlar. Altına karşı tarafın ne verdiğini yaz. İki liste arasında büyük bir fark varsa, bu hafta tek bir şeyi değiştir: Bir planı iptal etme, bir "hayır" de ya da bir akşamı tamamen kendine ayır. Ve karşı tarafın tepkisini izle.
Fazla vermenin bedelini Vazgeçilmez Olma Sanatı'nın "Fazla Vermenin Bedeli", "Aşk Terazisindeki Devasa Yalan" ve "70/30 Kanunu" bölümlerinde ayrıntılı anlattım. Simp kavramının da içinden çıktığı tartışmayı merak ediyorsan red pill nedir yazısına göz at.
SIK SORULAN SORULAR
+Simp kelimesi ne anlama geliyor?
İnternet argosunda, karşılık görmeden bir kişiye aşırı ilgi, zaman, para ve emek harcayan, onun onayını kazanmak için kendi değerinden ve sınırlarından vazgeçen kişiyi anlatmak için kullanılır. Genelde erkekler için kullanılsa da davranış her iki cinsiyette görülebilir.
+Sevdiğin birine iyi davranmak simp olmak mı?
Hayır. İyi davranmak, ilgi göstermek, jest yapmak sağlıklı bir ilişkinin parçasıdır. Simp davranışı, bu ilginin karşılıksız, sınırsız ve kendi değerini feda ederek yapılmasıdır. Fark, karşılıklılıkta ve senin sınırlarında.
+Fazla vermenin neden saygıyı azaltır?
Çünkü bedel ödenmeden, çaba gösterilmeden elde edilen şeyin değeri zamanla düşer. Karşı taraf ilişkiye hiçbir yatırım yapmak zorunda kalmadığında, seni kaybetmekten de korkmaz.
+Bu döngüden nasıl çıkarım?
Enerjini yeniden kendi hayatına yönlendirerek. Vazgeçilmez Olma Sanatı'ndaki 70/30 kuralını uygula: Enerjinin büyük kısmı kendi hedeflerine, işine, bedenine ve dostlarına gitsin. İlişkiye ayırdığın kısım ise karşılık gördüğü ölçüde artsın.
