İTME-ÇEKME DÖNGÜSÜ: BİR YAKIN BİR UZAK DAVRANAN PARTNER

Pazartesi sana "Hayatımda tanıdığım en özel insansın" diyor. Salı ve çarşamba sürekli mesajlaşıyorsunuz. Perşembe ortadan kayboluyor. Cuma mesajlarına tek kelimelik cevaplar. Hafta sonu hiç ses yok. Sen kendini yiyip bitiriyorsun: "Ne yaptım? Bir şey mi söyledim?"
Sonra pazartesi yine o sıcak mesaj geliyor. Ve sen bütün hafta sonunu unutup yeniden umutlanıyorsun.
Eğer bu döngü sana tanıdık geliyorsa, bu yazıda itme-çekme döngüsünü konuşacağız: neden bu kadar bağlayıcı olduğunu, sağlıklı mesafeden nasıl ayrıldığını ve bu döngüden nasıl çıkacağını.
İTME-ÇEKME DÖNGÜSÜ NEDİR?
İtme-çekme (push-pull), bir insanın karşısındakine bir yaklaşıp bir uzaklaşmasıdır. Yoğun ilgi dönemlerini ani soğukluklar izler. Sıcaklık geri geldiğinde ise karşı taraf, o soğukluğun acısını unutup tekrar bağlanır.
Bu davranış bazen bilinçli bir taktiktir. Bazen ise kişinin kendi kararsızlığından, korkularından ya da yakınlıktan kaçma eğiliminden gelir. Ama niyet ne olursa olsun, karşı tarafta yarattığı etki aynıdır: belirsizlik ve bağımlılık.
Çekicilik Sanatı'nın "Sıcak-Soğuk Adam ve Kaybolan Adam" bölümünde bunu şöyle anlatıyorum: Bu adam bazen kararsızdır, bazen seni yedek tutuyordur, bazen kendi içinde bir şeyle uğraşıyordur. Sebebi ne olursa olsun sonuç aynı: Sen düzensiz bir ödülün peşinde koşuyorsun.
NEDEN BU KADAR BAĞLAYICI?
Burada kumar makinesi örneğini tekrar vermem gerekiyor, çünkü bu döngüyü anlatan en iyi benzetme bu.
Kumar makinesi her seferinde kazandırmaz. Ara sıra, ne zaman olacağı belli olmadan kazandırır. Ve insanlar tam da bu belirsizlik yüzünden o kolu çekmeye devam eder. Psikolojide buna aralıklı pekiştirme denir: Ne zaman geleceği belli olmayan ödül, düzenli gelen ödülden çok daha güçlü bir bağ yaratır.
İlişkide de aynısı olur. Sürekli ilgili, tutarlı bir insan bir süre sonra "sıradan" gelebilir. Ama bir sıcak bir soğuk davranan biri, her sıcak anında büyük bir rahatlama yaşatır. Soğukluk ne kadar acı verdiyse, sıcaklığın getirdiği rahatlama da o kadar büyüktür.
Sıcak-soğuk bir insanın yarattığı şey tutku değil, alışkanlıktır. Ve alışkanlık, aşk gibi hissettirir.
SAĞLIKLI MESAFE İLE İTME-ÇEKME ARASINDAKİ FARK
Burada önemli bir ayrım yapmam gerekiyor, çünkü kitaplarımda sık sık "mesafe", "kendi hayatın olsun", "her an ulaşılabilir olma" diyorum. Bu, itme-çekme ile aynı şey değil.
Vazgeçilmez Olma Sanatı'nda erkeklere ilişkide "her dakika rapor veren, hayatını tamamen partnerine göre şekillendiren adam olma" diyorum. Çekicilik Sanatı'nda kadınlara "Kendi takvimin, kendi ritmin olsun" diyorum. Ama ikisinde de net bir kural var: Bu bir oyun değil, bir yaşam biçimi.
Çekicilik Sanatı'nın en baştaki uyarısı tam olarak bu: Taktik, karşı tarafa göre davranmaktır. Standart, kendine göre yaşamaktır. İkisi dışarıdan aynı görünür. Aradaki fark şudur:
- Sağlıklı mesafe tutarlıdır. Salı akşamı sporun var, her salı sporun var. Karşı taraf bunu bilir ve buna göre plan yapar.
- İtme-çekme öngörülemezdir. Bir gün saatlerce konuşur, ertesi gün sebepsiz kaybolur. Karşı taraf neyle karşılaşacağını bilemez.
- Sağlıklı mesafe bir açıklama içerir. "Bu hafta işler çok yoğun, hafta sonu görüşelim."
- İtme-çekme sessizdir. Açıklama yok, plan yok, sadece yokluk.
- Sağlıklı mesafe ilişkiyi besler. İki insan kendi hayatlarından yeni hikâyelerle buluşur.
- İtme-çekme ilişkiyi kemirir. Bir taraf sürekli tetikte, diğeri sürekli güç sahibi.
Gizem bir davranış değil, bir yan üründür. Hayatı dolu insan zaten her an ulaşılabilir olamaz. Ama hayatı dolu olan insan, sevdiği insana belirsizlik yaşatmaz.
İTME-ÇEKME DÖNGÜSÜNÜN İŞARETLERİ
- Yoğun ilgi dönemlerini sebepsiz soğukluklar izliyor.
- Soğuk dönemlerde açıklama yapmıyor, sorduğunda "Yok bir şey" diyor.
- Sen tam uzaklaşmaya karar verdiğinde, birden eski sıcaklığına geri dönüyor.
- Planlar hep belirsiz: "Belki hafta sonu", "Bakarız."
- İlişkinin adını koymaktan kaçıyor ya da koyduktan sonra geri adım atıyor.
- Sürekli onun ruh hâlini takip ettiğini fark ediyorsun.
- Mutlu olduğun günler, tamamen onun sıcak dönemlerine bağlı.
BU DÖNGÜYÜ SEN DE BESLİYOR OLABİLİR MİSİN?
Bu sorunun cevabı rahatsız edici olabilir ama önemli. İtme-çekme döngüsü genelde iki kişiyle döner.
Karşı taraf uzaklaştığında sen ne yapıyorsun? Daha çok mesaj atıyor, daha çok soru soruyor, daha çok "Neyin var?" diyor musun? Eğer öyleyse, onun her uzaklaşmasına bir yaklaşmayla cevap veriyorsun demektir. Ve bu, onun uzaklaşma eğilimini daha da artırabilir.
Bu dinamik, psikolojide kaygılı ve kaçıngan bağlanma stillerinin karşılaşmasıyla sık görülür. Biri yakınlık arar, diğeri yakınlık arttıkça kaçar. Konuyu Bağlanma stilleri yazısında ayrıntılı anlattım.
Vazgeçilmez Olma Sanatı'nın "Köpek Gibi Çabalama Zavallılığı" bölümünde bunu erkekler için şöyle söylüyorum: Biri senden uzaklaşıyorsa, onun peşinden depara kalkarak o mesafeyi kapatamazsın. Sen üzerine koştukça o daha hızlı kaçar.
KAYBOLAN İNSANIN İÇ SESİ
Çekicilik Sanatı'nda bu dinamiği karşı tarafın iç sesiyle anlatmayı seviyorum, çünkü bazen insanın neyle uğraştığını anlaması için diğer tarafın kafasının içine bakması gerekiyor.
Erkeğin Karanlık Notu: "Bir hafta ona yoğun ilgi gösteriyorum. Sonra işlerim yoğunlaşıyor, canım sıkılıyor ya da başka bir şeye odaklanıyorum ve kayboluyorum. Döndüğümde bir 'Naber güzelim?' yazmam yetiyor; o hemen cevap veriyor, sanki hiçbir şey olmamış gibi. Bu bana şunu öğretiyor: Kaybolabilirim, nasılsa dönünce o burada olacak."
Bu iç ses bir kadında da bir erkekte de aynıdır. Kaybolup dönen insanın en büyük konforu, döndüğünde her şeyi kaldığı yerde bulmaktır. Ve sen her seferinde o konforu sağladıkça, kaybolmanın bir bedeli olmadığını öğretirsin.
Döngüyü kıran şey, kaybolmanın bir bedeli olmasıdır. Bağırmak, sitem etmek ya da cezalandırmak değil. Sadece, döndüğünde her şeyi kaldığı yerde bulamaması.
DÖNGÜDEN NASIL ÇIKARSIN?
Soğuk dönemde peşinden koşma. Uzaklaştığında arka arkaya mesaj atmak, "Neyin var?" diye sorgulamak, onun ruh hâlini düzeltmeye çalışmak... Bunların hepsi döngüyü besler. Çekicilik Sanatı'ndaki kuralı uygula: Bir kez sor. "Yok bir şey" derse "Peki, anladım" de ve kendi hayatına dön.
Geri döndüğünde hemen kucak açma. Sıcak dönem geldiğinde, soğukluk hiç yaşanmamış gibi davranmak, ona "Kaybolsan da beni burada bulursun" mesajı verir. Çekicilik Sanatı'nda bunun için şu cevabı öneriyorum:
"Merhaba. Bir süre kayboldun. Bir açıklama ve net bir plan beklerdim."
Tutarlılık iste, sözlere bakma. Değişeceğini söyleyebilir. Ama değişim sözle değil, haftalar boyunca süren bir istikrarla görünür. Bir hafta değil, bir ay boyunca tutarlı mı?
Bir kez hata, iki kez işaret, üç kez karakter. Çekicilik Sanatı'ndaki bu kuralı burada uygula. İkinci kez sebepsiz kaybolan biri üçüncüde de kaybolur. Üçüncüyü beklemezsin.
Kendi takvimini doldur. Bu döngüye en çok, hayatı onun ruh hâline bağlı olan insanlar yakalanır. Onun sıcak olduğu günler senin iyi günlerin, soğuk olduğu günler kötü günlerin oluyorsa, hayatının merkezine başka şeyler koyman gerekiyor.
HUZURLU BİR İLİŞKİ SIKICI GELİRSE
Bu döngüden çıkan insanların sık yaşadığı bir şey var: Sonunda tutarlı, net, ne istediğini bilen biriyle tanıştıklarında, bu insan onlara "sıkıcı" gelir.
Çekicilik Sanatı'nın "Huzuru Sıkıcı Sanma" bölümünde bunu anlatıyorum: O eksik hissettiğin şey çekim değil, alıştığın kaygıdır. Belirsizlik seni yıllarca "aşk" diye kandırdı. Ona zaman ver. Kelebeklerin yerine yavaş yavaş başka bir şey gelecek: rahat nefes almak, telefona bakmadan uyuyabilmek.
BUGÜN YAP
Bir hafta boyunca her gün, akşam yatmadan önce tek bir satır yaz: "Bugün nasıl hissettim ve bu onun davranışına ne kadar bağlıydı?" Hafta sonunda listeye bak. Eğer iyi ve kötü günlerin tamamen onun sıcak ve soğuk dönemlerine denk geliyorsa, hayatının direksiyonu sende değil demektir. Ve onu geri almanın vakti gelmiştir.
Geri çekilen birine nasıl davranman gerektiğini erkek neden ilgisini kaybeder yazısında anlattım. Sıcak-soğuk dinamiğini kadınlar için Çekicilik Sanatı'nın "Sıcak-Soğuk Adam ve Kaybolan Adam" bölümünde, erkekler için Vazgeçilmez Olma Sanatı'nın "Köpek Gibi Çabalama Zavallılığı" ve "İlgiyi Kısmak" bölümlerinde anlattım.
SIK SORULAN SORULAR
+İtme-çekme döngüsü neden bu kadar bağımlılık yapar?
Çünkü düzensiz gelen ilgi, beyinde düzenli gelen ilgiden daha güçlü bir beklenti yaratır. Ne zaman sıcak davranacağını bilemediğin biri, her sıcak anında büyük bir rahatlama yaşatır ve bu rahatlama seni döngüye bağlar.
+İlişkide mesafe koymak her zaman kötü mü?
Hayır. Kendi hayatın, kendi zamanın ve kendi sınırların olması sağlıklıdır. Sorun, mesafenin bir cezalandırma ya da kontrol aracı olarak, öngörülemez şekilde kullanılmasıdır. Sağlıklı mesafe tutarlıdır; itme-çekme ise belirsizdir.
+Bir sıcak bir soğuk davranan biriyle nasıl konuşulur?
Kısa ve net bir cümleyle: 'Bir süre kayboldun. Bir açıklama ve net bir plan beklerdim.' Sonrasında sözlere değil, tutarlılığa bak. Değişim sözle değil, haftalar boyunca süren istikrarla görünür.
+Bu döngüyü ben de mi yaratıyorum?
Olabilir. Kaygılı bağlanan biri, karşı taraf uzaklaştıkça daha çok yaklaşır; bu da karşı tarafın daha çok uzaklaşmasına yol açabilir. Kendi tepkilerini fark etmek ve kendi hayatına dönmek döngüyü kırmanın ilk adımıdır.
